Su Elementi ve Dengemiz

 

    • Su olmadan yaşam olmaz, su elementinin öğretisini kendi içimizde nasıl taşıyor ve yaşıyorsak aslında dengede olup olmadığı önemlidir.
    • Su akar yolunu bulur deriz ama akıntıda boğulmak da vardır.
    • Her kavramın iki ucu mevcuttur ve bizler ağırlık verdiğimiz yanını yaşarız. Ama “ağır geldi” dediğimizde iyi bir şey olmadığını ifade ettiğini de hatırlamakta fayda var…
    • …çünkü gerçeği tüm ağırlığı ile taşımak insanı dibe çeker, su gibi, çırpındıkça batmak gibi…zihnen dibe çekilirken bedenen harekete geçmek doğru yoldur.
    • Dışarıdan gelen etkenler bizi akıntıya sürüklüyorsa hareketsizlikle, sabır ve sükunetle altından kalkabiliriz.
    • Akıntıya karşı koyduğumuzda çoğu kez zaman kaybederken içinde boğulur gideriz.
    • Bu yüzden hayatta her konuda olduğu gibi ihtiyaçlar kişiye göre değişir.
    • Kendimizi fazla kaptırıyorsak ve denge gidiyorsa suyun soğukluk enerjisiyle biraz donuk kalıp akıntıya kapılmadan uzaktan izlemek faydalı olabilirken…
    • Suyun soğuk enerjisini ağırlıklı yaşıyorsak biraz akışa bırakıp içimizdeki buzları eritmek dengeyi getirebilir.
    • Hangi element bana iyi gelir diye sorguluyorsanız unutmayın ki “Ateş elementi yumurtayı katılaştırırken, patatesi yumuşatır”.
    • Hiçbir Yoga hocası sana neye ihtiyacın olduğunu net söyleyemez ancak kendi deneyimlerinden yola çıkarak sana yol gösterebilir.
    • Akıl veriyorsak dinleme çünkü bunun için sosyal çevrenden aklından geçene kadar biliyor olmalıyız ki neye ihtiyacın olduğunu da tahmin edebilelim.
      “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

 

Bağırsak Sağlığı ve Yoga 2

 

    • Geçen gün bağırsak sağlığı ve yoga ile bağlantılı kısa bir paylaşımda bulunmuştum. Arkaya rahat eğilemediğim bende belirgindir.
    • Bunun ana sebebi o bölgedeki geçici rahatsızlıktır hatta ödem var, şiş çevresi ki ben hem hissedebiliyor hem de görebiliyorum.
    • Taç çakrada enerji fazla akıyor, ayaklarınız yerden kesilmiş ve gerçek hayattan uzaklaşıp kendinizi ruhlar aleminde buluyorsanız dünya ile bağınız kopmaya başlamıştır ve başınıza her geleni bir kalıba sokmaya çalışabilirsiniz. İşte tehlike! Bu yüzden DİKKAT!
    • Yogada havada kalan ezber bilgiyle ilerlerseniz size arkaya eğilmeler geçmişle ilgili derler. Yani geçmişte başa çıkamadığın sorunlar!! Tabii bu, sorunlardan kaçmak için oldukça güzel bir kalıptır ve sorumluluk atılır. Başa çıktığını sanıp daha da delirenler olabiliyor ve bu çok üzücü!
    • Arkaya eğilmelerim kısıtlı ve zorlayıcıyken midemi de bulandırıyordu, başımı da döndürüyordu (baş dönmesi sebebi farklı olabilir, bir ara yazarım) fakat şimdilerde azalmaya başladı.
    • Yoga delirtisine kapılsaydım geçmişimin midemi bulandırıyor düşüncesiyle zihnimi iyice bulandırabilirdim.
    • Çoğu kez besin çıkışlı ve çevresel olumsuzluklarla adını ve sebebini bulamadığımız rahatsızlıklar yaşayabiliyoruz ki çok şaşılacak bir durum da değil. Bu durumda salgıları bozduğu için kişi depresyonda olmadan öyle hissedebilir.
    • Tam tersi de ne yazık ki mümkün. “Overthinking” denilen ve bir veya birkaç konuyu fazlaca düşünüp ilerlememize engel oluyorsak, bu da salgıları bozar mutsuz ve hayata karşı isteksiz hissedebiliriz, harekete geçmenin iyi geleceğini bilsek de o an geçemeyiz ve hayat akıp gider, yaş ilerler.
    • Düşünmek iyi ama aynı konuyu sürekli düşünmek sağlıksız.
    • Beslenmek şart ama sana iyi gelenle beslenmek sağlıklı.
    • Çevresel faktörler etkili bu yüzden doğa ile buluşmak sağlıklı.
    • Aklınızın zihninizden ayrılmadığı güzel bir hafta sonu olsun!
  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

 

 

 

Bağırsak Sağlığı ve Yoga 1

 

  • Bağırsak sağlığı için Yoga kesinlikle destekleyicidir.
  • Fakat bağırsaktaki rahatsızlıkların derecesine ve durumuna göre hareketler seçmek ve hizayı iyi ayarlamak gerekir. Bunu bilinçsizce ve bilgisizce kulaktan duyma bilgilerle yapmak doğru değildir.
  • Örneğin kişide ameliyat hali yok ise lateral fleksiyon denilen gövdeyi yana eğmek ve özellikle sol tarafa daha fazla esnetmek oldukça iyi gelir. Hatta genel sindirim sorunlarında bile iyi gelir ve kişiyi rahatlatır. Özellikle de duvar destekli yapıldığında.
  • Arkaya eğilmek belli bir derecede uygundur ama bağırsak rahatsızlığından dolayı zaten kişi kapasitesinin altında geriye doğru esner çünkü rahatsızlık buna izin vermez.
  • Tabii bu kısa bilgiler havada kalıyor ama sebepleriyle açıklayacak kadar bir alan ne yazık ki yok burada.
  • En değerlisi kendimizi bilip o an bedenimizin izin verdiği çerçevede hareket etmektir, onu zorlamamaktır.
  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

Romatizma Ağrısı ve Fasya


  • Hareket deyince aklımıza hemen iskelet sistemi ve ona bağlı olarak kaslar, eklemler ve kemikler gelir ama hareket etme işbiriliği ile gerçekleşir.
  • Kaslar, kemikler ve bedenimizdeki diğer tüm yapılar birbirine mecburdur.
  • İçimizdeki yapıları birbirine bağlayan dokular çok önemlidir, hepsinin üst kavramı fasyadır.
  • Kulağımıza en tanıdık gelen dokuların başında ise tendon ve ligamentler gelir.
  • İkisi de eklem yerlerine yakınlıkları ile bilinirler demek ki eklemlere yakın yerlerde fasya dokusu daha yoğun dersek yanlış olmaz.
  • Bazı iltihaplar özellikle kişinin ihtiyaç duymadığı beslenme yönünde olursa fasyaya doku hücrelerine yerleşir.
  • Fasya dokusu da ekleme yakın yoğun artış gösterdiğinden sebepsiz eklem ağrılarının sebebini belki de yanlış beslenmededir.
  • Romatizmal rahatsızlıkarda genetik demek en kolay kaçış oluyor ama genlerimizin kontorlü de bizdedir.
  • Biz bütünsel sağlığımıza özen göstermediğimiz sürece genetik de kimseyi kurtaramaz.
  • Ailede romatizma olabilir ama onu tetikleyen besinleri bulup hayatımızdan çıkarttığımızda genetiğimiz tetiklenmeyebilir.
  • Unutmayın iltihaplar gökten düşmez, bağırsak duvarının hediyesidir.
  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

 

Ketojenik Beslenme Kime Göre İyi?

 

  • Son birkaç gündür karşıma sürekli ketojenik beslenme ile ilgili reklamlar çıkıyor dolayısıyla fikrimi yazmaya karar verdim.herkes istediğini yapsın diyerek başlıyorum…
  • Sen de kimsin hekim değilsin, beslenme uzmanı değilsin de yazıyorsan derseniz hiç okumayın.
  • Özellikle Yoga yapmaya başlayan insanlarda da bir sağlıklı beslenme hastalığı başlıyor.
  • Bu hastalığın tanımı bana göre…kulaktan duyma bilgileri benimseyerek, araştırmadan ve kendi sağlık durumunu göz önünde bulundurmadan kendine uygun olduğunu düşünerek beslenmektir.
  • Beslenme kişiye has bir durumdur.
  • Ketojenik beslenme zaten uzun süre yapıldığında ürik asit değerini yükselteceği ortadadır.
  • Ürik asit yükselince gut hastalığına davet çıkar.
  • Genetik olarak dolaşım bozukluklarına yatkınsanız, ailede benzer rahatsızlıklar taşıyan varsa bu tür bir beslenme size iyi gelmeyebilir.
  • Hatırladığım kadarıyla böyle bir durumda proteinlerden daha az zararlı olanlar süt ve sütü ürünleri ile yumurtaydı ve ufak balık daha zararlıyken büyük balık zararlı olsa da küçük balığa kıyasen daha az zararlı diye hatırlıyorum…
  • Şimdi bunlara da inanmayın. Size vesile olsun, merakınız uyandıysa açıp okuyun araştırın, her okuduğunuza da inanmayın.
  • Sağlık durumunda bir sıkıntı yoksa istediğinizi yiyip için.
  • Sağlıklı bedeninizi gereksiz denemelerle hasta etmeyin.
  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

 

Ruh Sağlığı ve Hayat

 

  • Sağlığımızdan olana kadar çalışıp para kazanıp, hayatı kaliteli (ne demekse ) yaşamaya odaklıyız. O kadar insan ötesi çabayla çalışınca sağlığımızdan oluyoruz. Sonra rahat yaşamak için kazandığımız ama aynı zamanda sağlığımıza mal olan parayı sağlık kurumlarına harcayarak sağlığımızı geri kazanmaya çalışıyoruz. Aslında arada yaşanan zorluklar sıfırlanıyor, zamanı ve enerjimizi boşa harcıyoruz. Yıpranmadan çalışırsak, çalışmaktan dolayı sağlımızı zaten kaybetmeyiz sanki
  • Hizmet etmeyi, verimli olmayı, yaşam kalitesini vb. zaten çalışma şekliyle ölçmek bence oldukça saçma, kısıtlı bakılmamalı ama hep bir başarılı olma baskısı var. Başarı kime ve neye göre belirleniyor acaba? O kadar saçma ki! Kişinin kendi hayatını dengede yaşayabilme yeteneği en büyük başarısı değil midir? Kendimize faydamız yokken kime faydamız dokunabilir ki…?
  • Günümüzün modası spiritüel olmak. Çoğunluk sağdan soldan okuyup duyduklarıyla çakma Mevlana olma yolunda. Karşındakine anlattığını sanıp asıl tekrarla kendi kafasına sokmaya çalıştığına dair farkındalık da eksik kalabiliyor.
  • Aslında spiritüel olmak ruha iyi geleni yapınca kendiliğinden gelişen bir özelliktir. Kişi daima kendi içindeki gerçeğiyle yüzyüzedir, dışarı genelde farklı yansıyabilir. ,-mış gibi davranıp kendimize güzel maskeler takıyor olabiliriz. İyi gelen bu ise yap tabii kime ne zaten!
  • Herkesin kendi yolu ve zamanı var o yüzden yargılamak güzel birşey değil ama şunu hatırlamakta da fayda var….SEN RUHUNA İYİ GELENİ YAPMIYORSAN, KİMSE SENİN RUHUNA DOKUNAMAZ.
  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

Cildin Genç Mi?

 

  • Bugün de cildimizin yaşıyla ilgil bir test paylaşmak istiyorum…
  • Cildimiz aslında cildin tam altında yer alan yüzeysel fasya dokusunu ve onun içindeki ve altındaki yapılarımızı korumak için vardır.
  • Hiç düşündünüz mü bilmiyorum ama cildimiz olmasaydı Zombi’ye benzeyebilirdik, kanımız, suyumuz büyük ihtimalle dışarı akardı🤪.
  • Fasyamız artık altıncı duyu organımız olarak kabul görüyor. İçindeki sinir reseptörleri sayesinde ısı, ürperti vb. hissiyatlar aktarılır.
  • Ayrıca cildimiz yaklaşık 10 kilodur.
  • Gelelim cildimizin ne kadar genç olduğuna dair teste…
  • Başparmak ve işaret parmağınızın yardımıyla el tarağınıza cimdik atar gibi cildinizi yukarıya doğru çekin,10’a kadar sayın ve bırakın.
  • Cildiniz tekrar eski, düz görünümüne kavuşana kadar saniyeleri tutun ve cilt yaşınız ortaya çıksın.
  • 1 saniyeye kadar cilt eski halini alıyorsa biyolojik yaş 20’lerde.
  • 1-2 saniyeye kadar cilt eski halini alıyorsa biyolojik yaş 30’larda.
  • 3 saniye sürüyorsa cildin eski halini alması biyolojik yaş 40’larda.
  • 4 saniye sürüyorsa cildin eski halini alması biyolojik yaş 50’lerde.
  • 5 saniye sürüyorsa cildin eski halini alması biyolojik yaş 60’larda.
  • Cildinize iyi bakmak için yapabileceğiniz en güzel şeyler…bol su içmek, kaliteli uyku uyumak, hareket etmek

Bilgi www.glueckspost.ch

  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

Yoga ve Sabır

 

  • Çoğu zaman kalbimizden geçenlerin hemen olmasını isteriz… ama sabır ister, o da kalbin işidir.
  • Sabır uzunca beklemek de değildir aslında beklentide olduğumuzu kabul etmesek de beklerken sergilediğimiz tavırdır, sessizliğin içindeki kalpten gelen sevgi ve saygıdır.
  • Kalbin ağırlaştığında sabrın tükenmeye başlar, sessizliğinde kaldığın için kimse bu hali anlamaz çünkü içinde yaşadığın içinde kalır ama ruhun yorulmuştur ve sadece bırakıp gidersin ama hala oradasın sanılır.
  • Hayatta sabır kalpten uzaklaşınca, yoga pozuna da sabrın kalması çok mümkün olmaz çünkü hayatta yaşadıklarımızla matta sergilediğimiz tavırlar benzerdir.
  • Birine sabretmek AŞK
  • Kendine sabretmek UMUT
  • Yaradana sabretmek İNANÇ

 

  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

Biyolojik Yaşını Biliyor Musun?

 

  • Biyolojik yaşımızı anlamak için testler vardır, doğru mu bilmiyorum ama oldukça eğlenceliler.
  • Esneklik, denge vb. göre beden yaşı ortaya çıkıyor.
  • Biyolojik yaşlanma 24 yaş ile başlar ve ilerledikçe, örneğin eklem sıvısında azalma olduğundan (eskiyoruz!) eklem dönüş açıları azalır, esnekliğimiz azalır veya kısıtlanır.
  • Esneklik testi için…
  • Testi bilir kişiler öğleden sonra yapmamızı tavsiye ediyorlar ki beden biraz hareket etmiş ve ısınmış olsun.
  • Ayaklar birbirine paralel, bacakların arkası gergin öne eğilmeye başlayın (ama yogadaki gibi leğen kemiğinden değil, kendinizi öne doğru sarkıtın).
  • Avuç içleri yere değiyorsa biyolojik yaş 20’lerde.
  • Parmak uçları yere değiyorsa biyolojik yaş 30’larda.
  • Eller yerden 5 cm. yukarıdaysa biyolojik yaş 40’larda.
  • Eller yerden 15 cm. yukarıdaysa biyolojik yaş 50’lerde.
  • Eller yerden 25 cm. yukarıdaysa biyolojik yaş 60’larda ve kısıtlı olmaktan ağrılar baş gösterebilir.
  • Her zaman dediğim gibi hangi bedensel egzersizi yaptığınız çok da önemli olmuyor ama mutlaka hareket edin!

 

  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

Baş Duruşu ve Boyun Hassasiyeti

 

  • Yogada en çok yapılmak istenenen pozlardan biri sanki baş duruşlarıdır. Nasıl yapılabileceğine dair dolu bilgi vardır diye tahmin ediyorum fakat boyun rahatsızlıklarında acaba yapılabilir mi?
  • Temelde en dikkat edilmesi gereken nedir? Aslında dikkat edilmesi gereken birçok birleşen vardır ama kısaca şunları sıralasam yanlış olmaz.
  • Boyun fıtığı olan biri bile doğru teknikli bir destekle baş duruşu yapabilir. Ne diye sorarsanız burası bunu anlatmam için yeterli satıra sahip değil.
  • Baş duruşu için bedenin arka kısmı (bacak,kalça,omurga) belli bir esneklikte olmalı. Eğer değilse ayaklar yüzünüze doğru yürürken boyun bir noktada sıkışmaya başlar ve bunun olmaması gerekir.
  • Bacakları kontrolsüz sıçratmamak gerekir, her sıçrayış boyuna baskı yapacaktır.
  • Bazen de kişinin boynunda bir sorun yoktur fakat dersi yöneten kişi yapma boynunu sıkıştırıyorsun der. İşte buna katılmıyorum, böyle bir durumda kemik orantılarına bakmakta fayda vardır.
  • Genelde boynunu arkaya atma kapasitesi (ekstansyon) yüksek olan kişilerin alt kollarını ve başın tepesini yere getirince kemiklerin doğal duruşundan dolayı başını sıkıştırıyormuş gibi bir hal alır. Halbuki o kişinin doğasında o vardır ve ona göre sakıncalı değildir, sıkışıyor gibi görünse de sıkışmaz.
  • Başın tepesinin ölçüsü nasıl alınır? Başparmaklarınızı kulak deliğinize yerleştirdiğinde başınızın üst kısmına doğru orta parmaklarınızın birleştiği yer başınızın tepesidir ve o nokta noktasal olarak herkeste değişir.
  • Tabii bu duruma bilirkişiyle bakmak gerek sakatlık olmaması için.
  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”