Yogada Bazı Doğru Sanılan Yanlışlar

 NEFESİ KARNINA AL– Alınan nefes alan yarattığı için alınan bölge genişler yani şişme olarak adlandırmak da kaba bir tabir olarak yanlış olmaz. Siz hiç Yoga duruşlarında göbeğini, karnını şişiren birini gördünüz mü? Hayır! Çünkü kaslar kısalarak çalışır. Nefes alırken de karın çevresindeki doku ve kaslar birbirine yaklaşır ve içindeki oksijeni yukarıya yönlendirir ki akciğerler üç boyutlu genişleyebilsin. Ayrıca deneyin bir nefesi karına almayı, akciğerler sıkışır ki bu da sağlıklı değildir.

PSOAS KASI YOGADA EN ÖNEMLİ KAS, KUTSAL KAS – tamamen saçmalık. Hiç bir kasımız diğerinden daha önemli değildir. Bu kas gövdeyi öne ve yanlara büker, üst ve alt bedenimizin bağlacı gibidir. Bazı çalışmalarda Psoas hissediliyor, duygusal açılım gibi zırvalıklar duyabilirsiniz ki bu bilgi eksikliğindendir. Böbrekler yüzeye daha yakındır o halde Psoas’tan önce böbreğimizi de hissedebilmeliyiz. Psoas kasında bana en ilginç gelen ise bizi kaslarımız bakımından maymunlardan ayıran tek kas olduğudur. Bu yüzden de dik durmazlar, dik durmak için onlarda omurga kasları daha yoğun devreye girer.

OMUZLARDA HİPER EKSTANSYON VARSA AŞAĞIYA BAKAN KÖPEKTE DİRSEKLERİNİ BÜK – dirsek değil zaten kol bükülür fakat bu da gerçeğe dayanmayan hatta kişiyi sakatlamaya yönelik bir yönlendirmedir. Bu durumda özellikle biceps kasları güçsüzdür dolayısıyla fazla esnektir. O bölgeyi güçlendirmek için gücümüzün yetmediği bir duruşta kolları bükersek hem omuza hem de el bileğine gereksiz yük biner. Bir bölgeyi güçlendirmek için durağan duruşlar yersizdir, dayanıklılığı arttırmak başkadır. Güç için o kas grubunu en hızlı spor yaparak ve biceps kasını güçlendirip kısalmasını desteklemek gerekir ki bedende güç-esneklik dengesi otursun çünkü durduğu yerde kas güçlenmez. Güçlendirirken de kaldıramadığı yük bindirilmesi doğru değildir. vermeden yapılacak bir hiza tabii ki vardır!

“kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

Sabrın Karaciğer İle Sınavı

  • Beni daha iyi tanıyanlar “çok sabırlısın” derler
  • Ben de insanların sabır tanımını merak ederim…
  • Bana kalırsa sabırlı olmak sessizce beklemek değildir, fazlasıdır…
  • Müdahale edemediklerimize karşın onlara sabır gösterip sessizce beklemek hatta hastalıktır
  • Sabrımız taşıyorsa sinirlenmişiz demektir ama kimi neden kendimizi sinir edecek kadar önemsiyoruz ki? Burada sabır gösteriliyorsa belki onun adı sabır değil umursamazlıktır
  • Bana kalırsa, gerçekten sabır göstermek şudur…Kişiliğinden emin olduğumuz insanlardan beklemediğimiz tepkiler aldığımızda onlara karşı sergilediğimiz tavırdır ki bence sabır sessizlikte, belki de beklerken, yani kısaca bana göre sabır “BEKLENTİSİZ SESSİZLİĞİN İÇİNDE SERGİLEDİĞİMİZ TAVIRDIR”
  • Kişiliğinden emin olduğumuz insanlara olan sevgimizin ve saygımızın beklentisiz yansımasıdır
  • Söylenenleri, verilen tepkileri içimize atıp kendimizi sabırlı sanıp bir gün olmadık zamanda patlamak sabırlı olmak değildir
  • Sabırlıyım rolünde kabullenmiş görünüp, içine atıp kişinin kendine yalan söylemesidir. Gerçek sabır olsa sabrı taşmaz
  • Her şeyden önce öfke duygusu en çok karaciğer sağlığımızı etkiler, enerjisi de rüzgardır. Öfke de rüzgar gibi ani gelip geçer. O anlarda kimsenin rüzgarından etkilenmeden, alınmadan kalmayı denemekte fayda vardır
  • “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”

    Kemik Kemiğe Değil, Cehalete Çarpar

    • Yaklaşık 10 yıl önce ilk kez Paul Grilley’nin DVD’sini izlediğimde çok etkilenmiştim ve inanmıştım! Çünkü anatomi cahiliydim!
    • Ne yazık ki aradan o kadar zaman geçmesine rağmen birçok kişi hala “kemiğin kemiğe çarptığı” inancında ve yoga uzman adaylarına aktarım da ne yazık ki bu doğrultuda
    • Güzel ülkemde her alanda olduğu gibi insanlar genelde ilk aldıkları bilginin ezberiyle ilerleyip onu, sorgulamadan ömür boyu kullanmak istiyor, kolaya kaçıp gerçek dışı bilgilerin enerjisini yaymaya devam ederken insanların ya bilgisizliğine ya da sakatlanmasına sebep oluyorlar
    • Alınan ilk bilgi ömür boyu götürür beni düşüncesinde olan birinin ne yaptığı işe ne de karşısındaki insanlara saygısı vardır ama belki sadece kendi farkında değildir
    • Az bir kitle kendini geliştirmeye devam ediyor, araştırıyor. Bu eğiticiler için çok önemli olmalı. Siz 10 yıldır giydiğiniz kazağı yeni diye satarsanız orada gerçeğin sorgulanması gerekmektedir
    • Dediğim gibi ilk başlarda ben de inanmıştım fakat ikna olamamıştım çünkü bilgilerin temeli sağlam olmayınca havada kalır ve anlamak için araştırmak gerekir
    • Fizyolojik olarak bir kemiğin başka bir kemiğe çarpması ancak istemli olur. Kol kemiğinizi kafanıza çarpabilirsiniz
    • Bunun dışında yoga duruşlarının farklı görünmesinin ana sebebi “kemiğin kemiğe çarpması” asla olamaz, fizyolojik olarak bunun olması mümkün değildir. Kemikler eklem uçlarından birbirine bağlanırken birbirlerine çarpmaları için kırık olmaları gerekir veya eklem yerinden çıkıp diğer kemik boyuyla çarpışması gerekir yani tamamen saçmalıktır!
    • İskelet üzerinde gösterirseniz kemik kemiğe çarpar çünkü onlar birbirine vidalarla bağlıdır ama biz vidalı iskelet değiliz dolu başka yapılarımız var
    • Bu tip aktarımlarda iki şey olabilir. Ya eğitmen dili iyi kullanamadığı için kendini yanlış ifade ediyor olabilir. Veya anatomiyi gerçek anlamda anlayıp sindirememiştir
    • Peki neden bazı duruşları yapamıyoruz? Neden herkeste farklı görünüyor?
    • Bu konular buraya yazılacak kısalıkta ne yazık ki değil ama merak eden yakında başlatacağım “online eğitimleri” takip etsin, bolca anlatıyorum!
    “kaynakça belirtilerek paylaşılmasında sakınca yoktur”